AĞIR GELİYOR
Konuşmayı bilen gülen yüzümden
Yanağıma doğru nehir geliyor!
Sunduğun en leziz şaraplar bile
İnan ki ağzıma zehir geliyor!
Bahar gelmeyecek tüm mevsimler güz...
Ağaçlar yapraksız bahçeler gülsüz...
Sazın teli kopuk, türküler halsiz...
Yazdığın şiirler nesir geliyor!
Sonunda bardağı taşırmadın mı?
Ömrümden yılları aşırmadın mı?
Bu aşkı ayağa düşürmedin mi?
Nazın cilven bile kahır geliyor!
Aşkın gerçeğine düş düşmüş gibi,
Bir zalim kurşunla kuş düşmüş gibi,
Bir çığ düşmüş gibi, taş düşmüş gibi,
Bu sevdanın yükü ağır geliyor.
Özgür ÇOBAN
ÇILGINLAR GİBİ
Sevda tablosuna mutluluk resmi
Çizmiştik seninle çılgınlar gibi
Aşk bilmecesinin çetin sırrını
Çözmüştük seninle çılgınlar gibi
Seviyorum diyen dudak bizimdi
Evliliğe dair adak bizimdi
Bağ bizim park bizim sokak bizimdi
Gezmiştik seninle çılgınlar gibi
Âşıklar gitmez mi bu mekânlara
Dünyayı değişmem o zamanlara
Yârini bırakıp ayrılanlara
Kızmıştık seninle çılgınlar gibi
Şimdiyse özlerim tatlı sesini
Ruhumda duyarım her nefesini
Çoban ile Kuzu hikâyesini
Yazmıştık seninle çılgınlar gibi
Özgür ÇOBAN
ŞEHİRDEN İNDİ KÖYE
Sevdiğim testiyi
alıp eline
Pınar güzel görsün sen de pınar gör!
Basmadan fistanı çekip beline
Pınar güzel görsün sen de pınar gör!
Fazla salınıp da yaramı deşme,
Yolumuz taşlıdır yavaş git düşme,
Dengini görmedi bil ki bu çeşme,
Pınar güzel görsün sen de pınar gör!
Cemâli vuruyor suya desinler,
Kaşları benziyor yaya desinler,
Ne güzel yakışmış köye desinler,
Pınar güzel görsün sen de pınar gör!...
Anneme
Yalanlar
Şu gözlerim inan ki hiç dolmuyor,
Oğlun iyi merak etme sen anne!
Gurbet elde okumak güç olmuyor,
Oğlun iyi merak etme sen anne!
Midemdeyse hazımsızlık kalmadı,
Sanma sakın uykusunu almadı,
Hayatımda hüzün keder olmadı,
Oğlun iyi merak etme sen anne!
Dert mi olur âşıkların serinde,
Bu dünyada benim keyfim yerinde,
Ödemem yok kasımın da birinde,
Oğlun iyi merak etme sen anne!
Dostlarımın peşi sıra gitmedim.
Şehirlerde koyun kuzu gütmedim.
Pantolonu dardır diye satmadım.
Oğlun iyi merak etme sen anne!
Sözlerimde palavra yok, yalan yok;
Geceleri hayallere dalan yok,
Şu Konya‘da böyle mutlu çoban yok,
Oğlun iyi merak etme sen anne!
Özgür ÇOBAN
BABAM
Defterden kaçının borcunu sildi,
Gözyaşını asla silmedi babam!
Yakınları onu bir düşman bildi,
Husumet ne demek bilmedi babam!
Sanma bayram gördü sultanlık tattı,
Çocukken dağlarda hep koyun güttü,
Bir ortaklık bir de çobanlık etti,
Hayatı boyunca gülmedi babam!
Çileyle yoğruldu şu genç yaşında,
Bir siyah tel dahi yoktur başında,
Alacaklıları görür düşünde,
Rahat bir uykuya dalmadı babam!
Türkmen’e güvenip yollara düştü.
Paralar batınca dillere düştü.
Vadileri geçip dağları aştı.
İzmir’den aylardır gelmedi babam!
Ne sarhoşluk bilir ne kumarbazlık…
Mahir olduğu dal yalnız kurnazlık…
Bir elmalık aldı bir de kirazlık…
Ortadan ikiye bölmedi babam!
Ne acılar çekti, baharda soldu.
Eskiden kuzuydu, şimdi kurt oldu.
Sanmayın ağzında sağlam diş kaldı.
Yaşıyor çok şükür ölmedi babam!
Özgür ÇOBAN
ESKİ DOST
Sevmiyor, zannetme; dilime kanma!
Yüreğim ismini heceler benim.
Yeni bir arkadaş kazandı sanma!
Çok eski dostumdur geceler benim.
Ey zülfü perişan, kaşları keman!
Bir idi bin oldu dertlerim inan!
Bana senelerdir uykular düşman.
Çok eski dostumdur geceler benim.
Gecelerim varken dost mu aranır?
Viraneler beni çok iyi tanır.
Görenler, gönlümü bahtiyar sanır.
Çok eski dostumdur geceler benim.
Gönül karanlığım gündüzü boğmuş.
Bunca dert kalbime nasıl da sığmış!
Dört, beş, altı derken güneş de doğmuş.
Çok eski dostumdur geceler benim...!
Özgür ÇOBAN